Sığ
İnsanoğlu garip yaratılmış. Gün geçtikçe değişkenlik gösteriyorlar. Değişikliğe her zaman açık olmalı insan, ama bir yere kadar. Fazlası olmuyor işte zorlamayın, bayağı duruyor…
Ailenizin sizi Fransız kültürüyle büyütmesi değil önemli olan. Kendine kattığınız değer, okuduğu kitap, gördüğü şehir kadar büyüyor aslında her insan. Başkalarına sülük gibi yapışarak birşeyler öğreniyorsan bile değerlisin benim gözümde, ama yapıştığın insanı sülük beyninle alt etmeye çalışırsan komiksin. Hayatın boyunca okuduğun 1 kitabı anlatacaksın tabi ama, diğer kitaplarla karşılaştıramadıktan sonra okuduğunu ve eleştiremediysen kendi fikirlerinle, gülünçsün karşımda. Medyanın pohpohladığı insanlara özenmeni anlarım elbet, ancak onlarla baş edemeyecek olmana üzülürüm. Benim çocukluğumdan beri ailemle gittiğim tatile ilk kez gidiyor olabilirsin ama orada doğmuş gibi davranman güldürür beni çok. Akılsız olmanı kınamam, sadece kendini geliştirmemene kızarım, asıl akılsızlığın budur benim gözümde. Hayatında bikaç ay gece takılmışlığın olabilir, ancak bu konuda uzun geçmişi olan bana kafa tutabileceğini düşünmen de aklımı karıştırır, neyin kafasını yaşadığın konusu üzerine uzun uzun düşünürüm.
Düşünürüm. İçinden çıkamam. Sadece üzülürüm. Yıllardır öğrendiklerimi, bildiklerimi, sırlarımı anlattığım insanların, anlattığım dilden aslında hiçbirşey anlamamış olmasına üzülürüm, kendilerini nasıl geliştiremediklerini düşünürüm; değer yargılarının sokaktaki, medyadaki, gece klübündeki adamla aynı olduğuna üzülürüm.
Dedim ya üzülürüm. En çok da insanların 21 yüzyılda nasıl bu kadar sığ düşünebildiğini kendime açıklayamadığım için üzülürüm.